Eyüp 3.Bölüm Vaaz Notları

Eyüp 3.Bölüm Vaaz Notları

Size her şeyini kaybeden bir adamdan bahsedeceğim. Bakalım bu adamın kim olduğunu tahmin edecek misiniz? Bu adam aklınıza gelebilecek çok şeyini kaybetti. Tüm mallarını kaybetti, yıllarca emek verdiği üzerine titrediği çocuklarını kaybetti.

Başından ayaklarına kadar uzanan yaraları vardı. Acıları o kadar büyüktü ki kırık bir seramik parçasıyla vucündaki yaraları kazıdı. Küllerde oturdu. Yas tuttu. Üç arkadaşı onu teselli etmeye geldi. Ama yargıladılar. Kim bu adam?

Eyüp.

 Ön bilgi:

Eyüp Tanrıyı hoşnut etmeye her zaman istekli biriydi. Kötülükten uzak duran Tanrıyla yakın olmak isteyen biriydi. Eyüp zengindi, bir çok hayvanları vardı bir çok hizmetçileri vardı. Toprağı boldu. 7 kızı 3 oğlu vardı. Her gün tanrıya yakmalık sunu sunardı. Çünkü çocuklarının tanrıya karşı günah işlemiş olabilir düşüncesi vardı. Çevresindeki insanlara yardım ederdi. Yardıma muhtaç olan kişilere yardım etmeyi seven biriydi.

Sonra denenmelerden geçti. Sınandı. 1-2. bölümlerde şeytan tarafından deneniyor.

 Çok acı çekti. Bu acı sadece birkaç gün süren bir acı değil. Aylarca sürdü. O kadar acı çekiyordu ki, Onun yanına gelen arkadaşları onu tanıyamadılar. Onu görür görmez yüksek sesle ağladılar. Yedi gün Yedi gece onunla birlikte yere oturdular. Kimse bu yedi gün içersinde kimse konuşmuyordu çünkü ne kadar acı çektiğini görüyorlardı. Ama yedi günden sonra Eyüp suskunluğunu çok farklı bir biçimde bozdu.

Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi:

Doğduğum gün yok olsun,

‘Bir oğul doğdu’ denen gece yok olsun!

 Karanlığa bürünsün o gün,

Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin,

Üzerine ışık doğmasın.

 Karanlık ve ölüm gölgesi sahip çıksın o güne,

Bulut çöksün üzerine;

Işığını karanlık söndürsün.

Zifiri karanlık yutsun o geceyi,

Yılın günleri arasında sayılmasın,

Aylardan hiçbirine girmesin.

Kısır olsun o gece,

Sevinç sesi duyulmasın içinde.

Günleri lanetleyenler,

Livyatan’ı* uyandırmaya hazır olanlar,

O günü lanetlesin.

Akşamının yıldızları kararsın,

Boş yere aydınlığı beklesin,

Tan atışını görmesin.

Çünkü sıkıntı yüzü görmemem için

Anamın rahminin kapılarını üstüme kapamadı.

 “Neden doğarken ölmedim,

Rahimden çıkarken son soluğumu vermedim?

Emeyim diye memeler karşıladı?

Çünkü şimdi huzur içinde yatmış,

Uyuyup dinlenmiş olurdum;

Yaptırdıkları kentler şimdi viran olan

Dünya kralları ve danışmanlarıyla birlikte,

Evlerini gümüşle dolduran

Altın sahibi önderlerle birlikte.

 Neden düşük bir çocuk gibi,

Gün yüzü görmemiş yavrular gibi toprağa gömülmedim?

Orada kötüler kargaşayı bırakır,

Yorgunlar rahat eder.

Tutsaklar huzur içinde yaşar,

Angaryacının sesini duymazlar.

Küçük de büyük de oradadır,

Köle efendisinden özgürdür.

 “Niçin sıkıntı çekenlere ışık,

Acı içindekilere yaşam verilir?

Oysa onlar gelmeyen ölümü özler,

Onu define arar gibi ararlar;

Mezara kavuşunca

Neşeden coşar, sevinç bulurlar.

Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana,

Çevresini Tanrı’nın çitle çevirdiği kişiye?

Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor,

Su gibi dökülmekte feryadım.

Korktuğum,

Çekindiğim başıma geldi.

Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok,

Yalnız kargaşa var.”

Acı dolu bir şiir. Yazı. Eyüp bu duyguları dile getirmesi çok doğal olduğunu düşünüyorum. Varını yoğunu kaybetmiş biri bu sözleri söyleyebilir, duygularını ifade edebilir. Eyüp’te sorguluyor. Yanlış ne yaptım.

8.Ayette Livyatandan bahsediyor livyatan Yıkım ve kaosun simgesidir.  Eyüp yaratılışın kaos sa dönmesini istiyor. Yaşamanın bir anlamı kalmamıştır.

Acı Çekmek

Sizin hiç acı çektiğiniz zamanlar oldu mu? Bu durumda nasıl davrandınız? 1 haftadır sırtımdan dolayı acı çekiyorum. Fiziksel acı çekiyorum. Günler boyunca tavana bakmaktan başka bir şey yapamadım.

Hepimiz hayatta acılar çekiyoruz. Bazen fiziksel olabiliyor, bazen ilişkisel olabiliyor. Sosyal acılar, dedikodu yapmak mesela benim için büyük acıdır. Sizde belki dedikoduya karşı bir tavrınız vardır. Herkesin acı hakkında düşünceleri farklıdır. Ama ortak nokta şu: herkes acı çeker.

Eyüp Kitabı bize Eyüp’ün ya da herhangi birinin neden acı çektiğini söylemiyor. Acı hakkında cevap arıyorsanız, bu kitapta bunun cevabını bulamazsınız.

Günah işlediği için mi acı çekti?

Tüm insanlar acı çeker. Yusuf haksız yere acı çekti.  Daniel ve üç arkadaşı doğruluk uğruna acı çektiler. Tanrı’nın tüm peygamberleri Tanrı sevgisi uğruna acı çektiler.

Acıdan dolayı Pavlus 2.Kor. 1:8 Umutsuzluğa kapıldığını söyler..

Bütün öğrenciler İsa uğruna acı çektiler. İstafanos müjdeyi duyurduğu için acı çekti ve öldürüldü. Nihai örnek, mükemmel bir hayat yaşayan ve acı çeken İsa’dır.

Günah acı çekmenin mutlak bir nedeni değildir. Acı çekmek için yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmiyor. Acı çekmek günah işlediğiniz anlamına gelmez.

 İsa bu gerçeği öğrencilerine açıkça öğretti.

Yuhanna 9: 1-3

İsa yolda giderken doğuştan kör bir adam gördü. Öğrencileri İsa’ya, “Rabbî, kim günah işledi de bu adam kör doğdu? Kendisi mi, yoksa annesi babası mı?” diye sordular.

İsa şu yanıtı verdi: “Ne kendisi, ne de annesi babası günah işledi. Tanrı’nın işleri onun yaşamında görülsün diye kör doğdu.

Bu adam günah işlemedi. Ailesi günah işlemedi. Bu adamı kör eden kimse günah işlemedi. Engelli olarak doğmak veya yaşamda fiziksel acı çekmek, birinin günah işlediği anlamına gelmez.

Burada da görüyoruz ki acı çeken kişinin daha günahlı düşünen insanlar var. İsa onlara diyor ki hayır bu anlama gelmiyor.

İsa Mesih’te acı çekti.

Yeşaya 53:4-5

Aslında hastalıklarımızı o üstlendi,

Acılarımızı o yüklendi.

Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını,

Vurulup ezildiğini sandık. !!

Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi,

Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti.

Esenliğimiz için gerekli olan ceza

Ona verildi.

Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.

”Vurulup ezildiğini sandık.” O dönemde insanın bu eziyet çekip ölmesini bazı ferisiler ve diğer Yahudi halkları tanrı tarafından ceza çekiyor diye düşünüyorlardı. Bazen bizler diğer insanlar gibi dış görünüşe önem veriyoruz. Biri hastalandı mı hemen onun hayatı zaten sıkıntılı bu yüzden bu acıları çekiyor diye konuşmalar yapıyoruz. Acı sadece hastalık değil. Duygusal fiziksel manevi olabilir.

Acı çekerken genellikle tavrımız nasıl oluyor?

Musa  Ç.Sayım. 11:10-15 Ölmek istiyor.

İlyas 1.Kra.19:1-4  Ölmek için dua ediyor.

Bu peygamberler acı zamanında nasıl tepki verdiler? Ölmek istediler. Davut’un mezmurlarına baktığımız zaman acı dolu bir çok şiir yazdığını görüyoruz.  Acı karşısında genellikle tavrımız olumsuz oluyor. Acı çekmek istemiyoruz. Kim acı çekmek ister ki? Acı çekmek bizi korkutuyor. Acının nerden geleceği, ne gibi şeylere neden olacağını kestiremiyoruz. Benden çok şey kötürecek mi bu acı? Sonra ne olacak?

Davut’un dediği gibi (Mezmur 23) ölüm vadisi girersek ne olacak? Nasıl davranacağız?

İman ettiğimizde  mutlu, her şey toz pembe, güneş ışığı ve gökkuşağı olacak anlamına gelmiyor. Veya “yüzüne bir gülümseme koymak” değildir, acı çekmiyormuş gibi davranmak değildir.

 Hayatımızda bazen acılar olacak. Önemli olan acıya karşı duruşumuz.

Eyüp kitabı acıya karşı Tanrı ile olan duruşumuzu açıklıyor

Eyüp fırtınanın ortasında varını yoğunu kaybetmiş bir adamdı. Fakat Eyüp’ün odak noktası elinden alınan mallar değil, çocukları değil, Tanrı ile olan ilişkisiydi. Herşeyi doğru yaptığını düşünüyordu ve doğru da yapıyordu. Bu kadar doğru olmasına rağmen neden acı çektiğini ve Tanrının sessiz kaldığını sorguluyordu. Odak noktayı farkettiniz mi? İlişkiyi sorguluyordu. Malları umrunda değildi. İşte bu fırtına da Tanrıyı görmektir.

Hayatınızdaki her şey kötüye giderse ne olur? Yaptığınız planlar işe yaramazsa hala Tanrı’ya güvenir misiniz? Eğer her şey yok olursa? Herşeyini kaybederseniz? Acınızla bile Tanrı’yı onurlandırabilir misiniz?
Eyüp tüm insanların başına gelebilecek sıkıntıların hepsini  yaşadı. Ama o Tanrı’ya sadık kaldı. Hastalandığında bile Tanrı’ya yücelik vererek tapındı. Hayatlarınız da neler olduğunu anlamadığınız zaman Tanrı’yı nasıl onurlandırırsınız? Eğer sizde sorunlarınız için ona teşekkür etmek değil de, sorunlarınızın ortasında Tanrı’ya teşekkür ediyorsanız Eyüp’ün yaptığını yapıyorsunuz.

Hayatınızın her noktasında Tanrı’yı övmek için nedenler bulabilirsiniz. Hayat asla iyi değildir ve aynı zamanda hayat asla kötü değildir. Hayatta her an iyi ve kötü zamanlar olur. Eyüp, kötü olayların  ortasında bile Tanrı’yı övebileceğini buldu. Bugün hayatınızda ne oluyorsa, Tanrı’yı imanla onurlandırmayı seçin.

Eyüp 1: 21

Dedi ki,
“Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim.
RAB verdi, RAB aldı,
RAB’bin adına övgüler olsun!”

7 Nisan 2020

Eyüp 3.Bölüm Vaaz Notları - *düzenleme yapılmadı. Vaazın tamamı değildir.

7 Nisan 2020

Anasayfa » Makaleler » Eyüp 3.Bölüm Vaaz Notları

Bir Cevap Yazın