Kapadokya’nın Hristiyanlık Tarihi İçin Önemi
Kapadokya’nın Hristiyanlık Tarihi İçin Önemi
Bugün doğal güzellikleriyle tanınan Kapadokya, biz Hristiyanlar için tarihsel bir öneme sahiptir. Çünkü bu bölge Rabbimiz İsa Mesih’in elçilerinin ayak izlerini taşıyan, Müjde’nin duyurulmaya başlandığı ilk yerler arasında yer almaktadır. Hristiyanlık Kapadokya’ya İ.S. 1. yüzyılda, İsa Mesih’in Müjde’yi iletmeleri için elçilerine “…Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.” (Elçilerin İşleri 1:8) diye seslenmesinden kısa bir süre sonra gelmiştir. Kapadokya’nın Hristiyanlık tarihi bu şekilde başlamıştır.
İsa Mesih’in elçisi Petrus Kapadokya’da yaşayan Hristiyanların iman yaşamıyla da ilgilenmiştir. Kilisenin Mesih’teki kardeşliği ve elçilerin teşviki çok önemliydi, çünkü ilk yüzyılda Hristiyan olarak hayatta kalabilmek bile son derece zordu ve Petrus ile diğer elçiler ve ilk müjdeciler, Hristiyanlığı kendi güçlerine karşı bir tehdit olarak gören yerel Romalı yetkililerin ve Yahudilerle paganların düşmanlığı nedeniyle ya katledildiler ya da büyük eziyetler gördüler. O dönemde Kapadokya’da bir topluluğun (kilisenin) oluştuğuna ve bu topluluğun zorluk içerisinde yaşadığına ilişkin bilgiye Kutsal Kitap aracılığıyla erişebiliyoruz. Petrus, birinci mektubuna şu selam ile başlar: “Mesih İsa’nın elçisi ben Petrus’tan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinya’ya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!” (1. Petrus 1:1).
Zulüm Ve Altın Çağ
Kapadokya’daki ilk Hristiyanların çoğu, inançlarını zulüm korkusu olmadan uygulayabilecekleri uzak yerler aramıştır. Bugün pek çok insanın ziyaret ettiği vadiler ve mağaralar ilk Hristiyanların yaşadığı ve tapınmak için bir araya geldiği yerlerdir. Tüm sıkıntılara rağmen Müjde Kapadokya’da yayılmaya devam etmiş ve İ.S. 3. yüzyıla gelindiğinde Kilise için önemli bir bölge haline gelmiştir. Burada, Kapadokya’nın tarihi Hristiyanlık ile iç içe geçmiştir.
İ.S. 4. yüzyıl Kapadokya’da Hristiyanlığın altın çağı olarak kabul edilir. Bu dönemde bölge, Hristiyan doktrini ve teolojisinin açıklanmasında önemli rol oynayan bir grup etkili teolog ve önder olan “Kapadokyalı Babalar” tarafından yönetilmiştir.

Kapadokyalı Babaların en ünlülerinden biri, bölgede bir manastır kuran ve Hristiyan teolojisi ve felsefesine yaptığı katkılarla tanınan Büyük Aziz Basil’dir. Bu dönemin diğer önemli isimleri arasında, her ikisi de erken dönem Kilise’nin şekillenmesinde önemli rol oynayan piskoposlar ve teologlar olan Nissalı Aziz Gregori ve Aziz Gregori Nazianzus yer almaktadır. Bu figürler Kapadokya’nın Hristiyanlık geçmişine önemli katkılarda bulunmuşlardır.

Kapadokya’daki Hristiyan mirası bugün de bölgede çok sayıda kilise binası, manastır ve ilk Hristiyanların canlarını kurtarmak için sığındıkları mağaralarla kendini göstermektedir. Hristiyanlığın Kapadokya’nın tarihi üzerindeki kalıcı etkisinin bir kanıtı olan bu yerler, erken dönem Kilise tarihine tanıklık etmiş ve Müjde’nin içerisinde yaşadığımız coğrafyadan dünyaya yayılmasında başat rol oynamış bir bölgede yaşadığımız konusunda biz Hristiyanlara farkındalık kazandırmaktadır. Şimdi biz, İsa Mesih’i takip eden Türk imanlılar olarak burada tekrar Müjde’nin duyulması ve Rab’bin adının yüceltilmesi için O’nun sevgisiyle bir araya gelmiş bir topluluğuz.

