Kapadokya ve İkonoklazm: Tarih, İmgeler ve İnanç
Kapadokya ve ikonoklazm arasındaki ilişkiyi, bölgenin bütün baskılardan uzak bir sanat vahası olduğu iddiasıyla açıklayamayız. Bugün gördüğümüz duvar resimlerinin önemli bir bölümü ikonoklazm sonrasındaki Bizans mirasıyla ilişkilidir. Ayrıca geometrik bir desen veya zarar görmüş bir yüz, tek başına belirli bir yasak politikasının kanıtı değildir. Konuyu anlamak için dönemleri, teolojik tartışmayı ve her yapının kendi verilerini birlikte değerlendirmek gerekir.
İkonoklazm, dinî imgelerin reddedilmesi veya ortadan kaldırılmasıyla ilgili tarihsel süreçleri anlatır. Türkçede “put kırıcılık” karşılığı yaygındır; ancak tartışılan nesnenin gerçekten put olup olmadığı taraflar arasındaki anlaşmazlığın parçasıdır. Bu yüzden sözcüğü açıklamadan kullandığımızda tarihsel bir tarafın hükmünü baştan kabul etme riski doğar. Bu yazı, anlaşmazlığın ne olduğunu ve Kapadokya’daki eserlerin hangi sorulara cevap verebildiğini açıklar.
İkonoklazmda asıl tartışma neydi?
Bizans’taki imge tartışması yalnızca sanatın güzel olup olmadığı hakkında değildi. İsa’nın ve kutsal sayılan kişilerin tasvirleriyle ibadet arasındaki ilişki önem taşıyordu. İnsan bir resim önünde ne yapar, gösterdiği saygı kime yönelir ve Tanrı hakkında neyi temsil etmeyi amaçlar? Bu sorular, maddi bir nesneyle dinî güven arasındaki ilişkiyi açıklamayı gerektirir.
Ayrıca bir resmin yapılmasıyla o resmin ibadette kullanılması aynı soru değildir. Öğretici bir tasvire izin vermek, ona yönelik bütün davranışları kabul etmek demek değildir. Başka bir yaklaşımda ise hem tasvirin hem belirli saygı biçimlerinin kabulü bir arada yer alır. Bu ayrımı korumazsak tarihsel görüşleri tek bir “resim sever” veya “resim sevmez” sınıflamasına indirgeriz. Oysa farklı uygulamaların gerekçelerini ayrı ayrı incelemek gerekir.
İmparatorların, kilise önderlerinin ve toplulukların tutumları da aynı düzeyde değildir. Bir yönetim kararı, herkesin aynı gerekçeyle düşündüğünü göstermez. Benzer şekilde bir konsil metni, toplumdaki bütün uygulamaların tam olarak o metne uyduğunu kanıtlamaz. Tarihsel tartışmada resmî görüşü, yerel uygulamayı ve sonraki hatırlama biçimini ayırmak önem taşır. Bu ayrım, özellikle uzak bölgeler hakkında genelleme yaparken gereklidir.
Dönemleri nasıl ayırmalıyız?
Metropolitan Sanat Müzesi’nin konuya ilişkin açıklaması, sekizinci yüzyıldaki tartışmada 754 Hieria Konsili’ni ve ardından 787’deki İkinci İznik Konsili’ni önemli duraklar olarak ele alır. Aynı açıklama ikinci ikonoklazm döneminin 815’te yeniden başladığını ve 843’te sona erdiğini belirtir. Böylece tek ve kesintisiz bir yasak döneminden söz etmediğimizi görürüz.[1]
Bu kısa çerçeve, bütün yerel uygulamaların her gününü açıklayan bir takvim değildir. Ancak bir eserin sekizinci, onuncu veya on birinci yüzyılda oluşması arasında neden fark bulunduğunu anlamaya yardım eder. İkonoklazm sona erdikten sonra sanatçının yaptığı bir resim ile yasak sırasında gizlice koruduğunu ileri sürdüğümüz bir resim, tarihsel olarak aynı konumda değildir. Görünür eserin tarihini bilmeden direniş hikâyesi kurmamalıyız.
Ayrıca başlangıç tarihlerini anlatırken tarih yazımındaki farklı ayrıntılara dikkat etmek gerekir. Bir imparatorun tahta çıkışı, belirli bir müdahale ve kurumsal karar aynı olay değildir. Popüler tarih çizelgelerinde bu ayrımları kısaltma eğilimine dikkat etmeliyiz. Bu yazı, tek bir erken tarihten bütün bölgenin uygulamasını çıkarmak yerine daha açık biçimde belgelenen konsil ve dönem dönüm noktalarına odaklanır.
Bir karar ile bütün bölge aynı şey değildir
Bir konsilde bir görüşün kabul edilmesi, o görüşün her köyde aynı hızla uygulanacağı anlamına gelmez. Uygulamada iletişimin, yerel ilişkilerin ve maddi şartların etkisini de araştırmalıyız. Ancak bu genel ihtimalleri belirli bir Kapadokya kilisesinde gerçekleşmiş olaylar gibi sunamayız. Yerel kanıt yoksa ancak araştırılması gereken bir soru açarız. İhtimal, tarihsel sonuçla aynı değildir.
Bu nedenle “merkezde yasak vardı; demek ki uzaktaki bütün yapılar gizlice direndi” cümlesi yetersizdir. Coğrafi uzaklığın hangi imkânları sağladığını ayrıca araştırmalıyız; bu uzaklık bir yapının geçmişini tek başına belirlemez. Bölgesel bir genelleme yerine yapı bazında tarih, katman ve kullanım verilerine bakmak gerekir. Bu yaklaşımda okuyucuya daha güvenilir bir tarihsel çerçeve sunmayı önemseriz.
Kutsal Kitap’taki tasvir ve ibadet sorusu
Mısır’dan Çıkış 20:1–6, İsrail’in Tanrı’yla antlaşma bağlamında başka tanrılara ve putlara yönelmemesi hakkında konuşur. Metnin başlangıcında Tanrı’nın kurtarıcı eylemi yer alır; ardından halkın yönelişi konusunda buyruklar gelir. Dolayısıyla bölümü yalnızca herhangi bir görüntünün teknik olarak nasıl yapılabileceği sorusuna indirgemek bağlamı daraltır. İbadetin kime yöneldiği temel bir meseledir.[2]
Yuhanna 1 ise Söz’ün insan oluşunu ve Tanrı’yı tanıtmasını anlatır. İmgeleri savunan tarihsel öğretmenler, Mesih’in gerçek insanlığını görsel temsil konusunda önemli bir gerekçe olarak kullanır. Bununla birlikte Yuhanna’nın açık ifadesi ile bu ifadeden türetilen sanat ve ibadet yaklaşımı aynı kaynak düzeyinde değildir. Ayet öğretisiyle sonraki teolojik yorumu ayrı ayrı adlandırmak gerekir.[2]
Protestan değerlendirmede bir ayetin yer alması, onunla bağlantılı her tarihsel uygulamayı otomatik olarak doğrulamaz. Bir görüşü savunan kişi metni nasıl yorumladığını açıklamalıdır. Ayrıca karşı görüşün de gerçekten ne söylediğini anlamak gerekir. Kutsal Kitap’a bağlılık iddiası, yorum sürecini görünmez kılmamalıdır. Okuyucu hem ayeti hem o ayet üzerinden kurulan gerekçeyi inceleyebilmelidir.
Bu konu özellikle Tanrı’nın görünmezliği ve Mesih’in gerçek insanlığı arasında ilişki kurarken önemlidir. İsa’nın insan oluşunu kabul etmek ile Tanrı’nın bütün varlığını bir yüz veya renk düzeniyle kapsayabileceğimizi söylemek farklıdır. Bir tasvirin neyi temsil ettiğini, neyi temsil edemediğini ve ibadette ne amaçla kullanıldığını sormak gerekir. Böylece tartışma sloganların ötesine geçer.
Şamlı Yuhanna’nın savunusunu doğru okumak
Şamlı Yuhanna, Ortodoks İmanın Açıklaması’nın resimler hakkındaki bölümünde Tanrı’nın görünmezliğini ve Mesih’in insan oluşunu birlikte değerlendirir. Ayrıca temsilin hatırlama ve öğretim işlevini öne çıkarır. Metin kendi yaklaşımında maddi nesne ile resimdeki kişiyi birbirinden ayırt eder. Bu yüzden onu “resmin maddesi Tanrı’dır” görüşünü savunuyormuş gibi tanıtmak yanlış olur.[3]
Bunun yanında birincil bir metni doğru anlamak, onun bütün sonuçlarını kabul etmek anlamına gelmez. Protestan değerlendirmede bu gerekçenin ibadetteki belirli davranışları gerçekten destekleyip desteklemediğini sorgularız. Fakat sorgulama önce görüşün doğru aktarılmasını gerektirir. Aksi hâlde eleştiri, tarihsel öğretmenin savunduğu iddiayla değil bizim kurduğumuz daha kolay bir örnekle tartışır.
Yuhanna’nın bölümünde kullanılan gelenek anlatıları da Kutsal Kitap’taki olaylarla aynı türde değildir. Örneğin tarihsel bir dinî hikâyenin metinde yer alması, onu kanonik İncil’in tanıklığına dönüştürmez. Böyle bir kaynak okurken ayet atfı, teolojik gerekçe ve gelenek anlatısını ayırmalıyız. Bu ayrım hem tarihsel metnin yapısını hem Protestan değerlendirmedeki kaynak hiyerarşisini açıklığa kavuşturur.
Metnin bir başka değeri, tartışmanın yalnızca mimari üzerinden yürümemiş olduğunu göstermesidir. İnsanlar Tanrı hakkında nasıl konuşacaklarını ve gördükleri nesnelerle nasıl ilişki kuracaklarını düşünür. Bu nedenle Kapadokya’daki bir resim hakkında yalnızca mağaranın konumunu sormak dar kalır. Eserin ardındaki inanç ve temsil anlayışı da araştırma konusu olmalıdır.
İkinci İznik Konsili hangi ayrımı yaptı?
İkinci İznik Konsili’nin 787 tarihli tanımı, dinî imgelerin kullanımını savunurken onlara gösterilen saygı ile yalnızca Tanrı’ya ait ibadeti ayırır. Bu ayrım kararın önemli bir parçasıdır. Ayrıca saygının temsil edilen kişiyle ilişkisini açıklar. Dolayısıyla tarihsel kararı “her resme Tanrı gibi ibadet edilmesini emretti” cümlesiyle özetlemek metnin kendi ayrımını siler.[4]
Ancak konsil metninin kendi iddiasını açıklamak, bütün Hristiyanların onu aynı biçimde kabul ettiğini söylemek değildir. Günümüzde de gelenekler tasvirler ve ibadet hakkında farklı görüşler taşır. Bu yazı Ortodoks ve Katolik yaklaşımın önem verdiği tarihsel çerçeveyi tanıtırken Protestan değerlendirmeyi korur. Farklılığı ifade ederken insanlara hakaret etmemeli ve tarihsel bilgiyi çarpıtmamalıyız.
Bir konsil kararını okurken metnin amacını da gözetmeliyiz. Karar yalnızca bir müze eserini sınıflandırmaz; kilisenin öğretisi ve uygulaması hakkında hüküm verir. Bu nedenle belgeyi okurken güçlü hüküm ifadelerinin amacına da dikkat etmeliyiz. Tarihsel bir çatışmanın sert dili, bugünkü konuşmada bütün insanları aynı sertlikle etiketlememizi gerektirmez. Kaynağı anlamak ile onun tartışma üslubunu kopyalamak farklıdır.
Kapadokya’daki resimler neden tek başına “vaha” kanıtı değildir?
Bir eserin günümüze ulaşması, yapıldığı andan bugüne hiçbir zarar görmediğini kanıtlamaz. Ayrıca bugünkü resimle ilk resim katmanının aynı olduğunu varsaymamalıyız. Sonraki boyama, bakım veya kullanım değişikliği olasılıklarını da araştırmalıyız. Bu nedenle “resim var; öyleyse ikonoklazm hiç etkili olmadı” sonucu acelecidir. Eserin varlığı önemli bir veri sunar, ancak geçmişin bütün olaylarını tek başına açıklamaz.
UNESCO, Kapadokya’daki resimli kutsal mekânların değerini özellikle ikonoklazm sonrası Bizans sanatının tanıklığı üzerinden vurgular. Bu nokta, bugün görülen zengin resim programlarıyla yasak dönemi arasındaki kronolojik farkı hatırlatır. İkonoklazm sonrasındaki bir eseri, sanatçıların yasak sırasında gizlice yaptığı ve koruduğu bir esermiş gibi tanıtmak için ayrı kanıt gerekir. Genel bölge tanımı bunu sağlamaz.[5]
Bunun yanında bir coğrafyanın kayalık olması, bütün yönetim etkilerinden tamamen bağımsız olduğu anlamına gelmez. İnsan ilişkileri, kilise yönetimi ve bölgesel gelişmeler fiziksel çevrenin yanında önem taşır. Ancak bunların belirli yapıdaki etkisini araştırmadan kesinleştiremeyiz. Doğal korunaklılık ile tarihsel dokunulmazlığı birbirine eşitlemek, bölgede yaşamış insanların gerçek ilişkilerini görünmez kılar.
“Vaha” sözcüğüyle edebî bir benzetme yaptığımızda bunu açık tutmalıyız; sözcüğü tek başına tarihsel sonucun kanıtı sayamayız. Bu ifadeyi okuyan kişinin bütün Kapadokya’nın tek bir tutumla, hiçbir kayıp yaşamadan hareket ettiğini düşünme riski vardır. Bu yazı böyle bir iddiayı kanıta dayalı bir sonuç olarak kabul etmiyor. Bölgenin sanat mirasını takdir etmek için bütün geçmişi çatışmalardan uzak bir masala dönüştürmemiz gerekmez.
Azize Barbara Kilisesi: Geometrik desen tek başına tarih değildir
Kültür Portalı’nın Azize Barbara Kilisesi kaydı, kırmızı boyayla uygulanan geometrik motiflerle birlikte İsa ve aziz tasvirlerini de belirtir. Aynı kayıt kiliseyi on birinci yüzyılın ikinci yarısına tarihler. Böylece geometrik bezemenin varlığını doğrudan sekizinci yüzyıl ikonoklazmının kanıtı sayamayacağımızı görürüz. Yerel kayıt, üslup ile tarih arasındaki ilişkiyi dikkatle değerlendirmeye çağırır.[6]
Buradaki ders bütün geometrik desenlerin mutlaka geç döneme ait olduğu değildir. Ders, tek bir biçimin kendi başına eksiksiz tarih vermediğidir. Geometrik süslemeyle figürlerin aynı yapıda bir arada varlığı mümkündür. Ayrıca farklı yüzeyleri veya katmanları doğrudan aynı tarihe yerleştirmemeliyiz. Yapıyı incelemek için sadece “soyut” veya “figürlü” diye sınıflamak yerine bağlam ve malzemeyi araştırmak gerekir.
Benzer biçimde stilize bir insan yüzü, sanatçının baskıdan kaçtığını kanıtlamaz. Üslubu, öğretim amacını veya sanatçının tekniğini araştırırken başka sorular da sormalıyız. Bir yorum mümkündür; ancak mümkün olması onu gerçekleşmiş olay yapmaz. Böyle bir iddiayı ileri sürerken dayandığımız araştırmayı belirtmeliyiz. Kaynaksız biçimde her sade çizgiyi gizli direniş sembolü saymak, eseri kendi hayalimizin içine yerleştirir.
Zarar görmüş yüzler hakkında ne söyleyebiliriz?
Bugün bir yüzü seçemediğimizde farklı ihtimalleri tartışırız. Yüzey aşınması, malzeme hasarı veya insan müdahalesi olası açıklamalar arasındadır. Hangisinin belirli örnekte geçerli olduğunu araştırma belirler. Bu nedenle hasarın biçimini görmeden, tarihlendirmeden ve başka verilerle karşılaştırmadan “ikonoklastlar burayı yok etti” demek doğru olmaz. Bir gözlemden failin kimliğine geçmek ayrı kanıt gerektirir.
Ayrıca hasarın tarihini yapının yapım tarihiyle aynı saymamalıyız. Eski bir resmin daha geç dönemde hasar görmesi veya geç bir resmin daha erken bir mekânda yer alması mümkündür. Tarih anlatısında bu ihtimalleri ayırmak gerekir. Böylece bir duvarın bugünkü durumunu, yüzyıllar önceki tek bir olayın değişmeden kalan görüntüsü gibi tanıtmayız.
Müze ziyaretçisi uzman olmadan da bu sınıra dikkat etmelidir. Hasarı tarif etmek ve açıklaması için güvenilir kaynak aramak iyi bir başlangıçtır. Emin olmadığımızda “sebebini bilmiyoruz” demek bilgimizin sınırını korur. Bu cümle öğrenmeyi durdurmaz; sonraki araştırmanın sorusunu belirler. Tarihsel merak, her boşluğa hemen cevap koymaktan çok doğru soruyu açık bırakabilmeyi de içerir.
Protestan değerlendirmede sanatın yeri
Protestan gelenekler sanatın öğretici ve kültürel kullanımını her ayrıntıda aynı şekilde değerlendirmez. Bununla birlikte bu yazının temel ölçütü, iman ve ibadet yönelişinin Tanrı’ya ait olmasıdır. Bir eser Kutsal Kitap anlatısını düşünmeye yardımcı olabilir; fakat Tanrı’nın lütfunu sağlayan bağımsız bir güç olarak ele alınmamalıdır. Görselin değeriyle nesneye yüklenen ruhsal güvenceyi ayırmalıyız.
Bu yaklaşım, tarihî sanatın korunmasına karşı olmak anlamına gelmez. Bir eser hakkında teolojik sorularımız olabilir; yine de insan emeğine ve ortak mirasa saygı gösterebiliriz. Eseri kırmak veya zarar vermek, görüş farklılığını sorumlu biçimde anlatmanın yolu değildir. Öğrenme, eleştiri ve korumayı birlikte sürdürmenin önünde bu açıdan bir engel yoktur. Kültürel miras, bugünkü tartışmaların zarar vereceği bir hedefe dönüştürülmemelidir.
Ayrıca bir resmin öğretici olması, onun bütün ayrıntılarının Kutsal Kitap’ta bulunduğunu göstermez. Sanatçı anlatıyı yorumlar, seçer ve düzenler. Protestan okuyucu ilgili metni açarak resmin eklediği ayrıntıları ayırabilir. Bu karşılaştırma eseri değersiz yapmaz; görselin bir yorum olduğunu anlamamızı sağlar. Tanrı hakkında kesin bir öğreti ileri sürerken dayanağımızın ne olduğunu açık tutarız.
Bu tartışma bugün neden önemlidir?
Bugün de insanlar görseller üzerinden inanç öğrenir. Bir fotoğraf, çizim veya kısa video güçlü bir iz bırakabilir. Ancak güçlü bir izlenim, doğru bir açıklamayla aynı değildir. Kapadokya örnekleri bize görselin tarihini, kaynağını ve iddiasını sormayı öğretir. İnternette paylaşılan bir kilise fotoğrafının altındaki hikâye, görüntünün kendisi kadar dikkatle değerlendirilmelidir.
Örneğin bir paylaşım “Bu resim bütün yasaklara rağmen sekizinci yüzyıldan kaldı” diyorsa ilk soru kaynağıdır. Hangi yapı, hangi katman ve hangi tarihlendirme söz konusudur? Bir başka paylaşım bütün Ortodoksları nesneye tapan kişiler diye tanımlıyorsa onların gerçek öğretisini araştırmalıyız. Böylece tarihsel yanlış bilgiyle dinî önyargı birbirini büyütmez. Görüşümüzü açıkça korurken anlatımda doğruluğu da koruruz.
Kilise öğretiminde de benzer sorumluluk vardır. Bir örnek etkileyici diye onun tarihini doğrulamadan vaazda kullanmak doğru olmaz. Ayrıca bir sanat eserinden çıkarılan pastoral ders, eserin kesin tarihsel amacıymış gibi sunulmamalıdır. “Bu bana sadakati düşündürüyor” cümlesi kişisel uygulamadır; “ressam bunu tam bu amaçla yaptı” cümlesi tarihsel iddiadır. İkinci cümle daha farklı kanıt ister.
Kaynakları nasıl karşılaştırabilirsiniz?
Önce tartışmanın teolojik kaynaklarını okuyun. Mısır’dan Çıkış 20 ve Yuhanna 1 farklı bağlamlarda önemli konular açar. Sonra Şamlı Yuhanna’nın gerekçesi veya İkinci İznik’in tanımı gibi bir tarihsel metni inceleyin. Bu sıralama, ayetin doğrudan ifadesiyle sonraki yorumu ayırmanıza yardım eder. Her tarihsel öğretmeni Kutsal Kitap’la aynı düzeye koymak gerekmez.
Ardından tek bir yapıya odaklanın. Resmî kaydın verdiği tarih ve bezeme açıklamasını gözlemlerinizle karşılaştırın. Bir tanıtım yeterli ayrıntı vermiyorsa bunu kesinlik üretmek için kullanmayın. Daha ayrıntılı uzman araştırmalarını arayabilirsiniz. Bu yazı bütün Kapadokya yapılarının eksiksiz kataloğu değildir; kaynak türlerini ve yorum sınırlarını düşünmek için seçilmiş örnekler sunar.
Son olarak farklı görüşü kendi savunduğu ayrımlarla değerlendirin. Bir yaklaşım saygı ile ibadeti ayırıyorsa eleştirinizi o ayrımın gerçekten neyi çözdüğüne yöneltebilirsiniz. Ayrımı hiç yokmuş gibi sunmak doğru olmaz. Saygılı tartışma, bütün sonuçlara katılmak değildir; hangi gerekçeye neden katılmadığımızı dürüstçe açıklamaktır. Böylece tarih araştırması ve teolojik konuşma daha anlaşılır hâle gelir.
Sık sorulan sorular
Kapadokya ikonoklazmdan hiç etkilenmedi mi?
Bu yazı böyle bir genel sonuç vermiyor. Günümüze ulaşan eserlerden bütün bölgenin her dönemde aynı deneyimi yaşadığını çıkaramayız. Özellikle ikonoklazm sonrası resimleri yasak döneminde saklanmış eserler gibi tanıtmamalıyız. Yerel etki için belirli yapı ve döneme ilişkin kanıt gerekir. “Tamamen etkilenmedi” veya “bütün eserler aynı şekilde yok oldu” gibi geniş cümleler aynı dikkatle sınanmalıdır.
Geometrik desenler ikonoklast döneme ait olmak zorunda mı?
Hayır. Azize Barbara kaydı, geometrik ve figürlü bezemeleri daha geç bir yapıda birlikte tanımlar. Dolayısıyla biçim tek başına tarih veya sebep vermez. Yerel kayıt, malzeme ve katman incelemesi gerekir. Geometrik desenin bir yorumda önemli olması mümkündür; ancak bu önem bütün örneklerin aynı tarihsel açıklamaya sahip olduğu anlamına gelmez.
Teolojik olarak katılmadığımız eseri koruyabilir miyiz?
Evet. Tarihsel ve kültürel değeri kabul etmek, eserin bütün dinî kullanımını benimsemeyi gerektirmez. Protestan okuyucu sanat eserini inceleyebilir, farklı geleneğin açıklamasını doğru aktarabilir ve kendi ölçütünü açık tutabilir. Görüş farklılığı esere zarar verme hakkı üretmez. Koruma sorumluluğu, bilgiye dayalı eleştiriyle birlikte sürdürülebilir.
İkonoklazm tartışmasının ötesinde resimlerin anlatı düzenini incelemek için Kapadokya’nın ruhsal ve sanatsal mirasını ele alan yazıyı da okuyabilirsiniz. Bu yazıda Tokalı ve Karanlık Kilise örnekleri üzerinden tarih, İncil sahnesi ve sanatsal yorum arasındaki farkları gözetiyoruz. Böylece bir duvar resmine bakarken hem eserin konusunu hem dayandığımız bilginin sınırlarını araştırma imkânı bulursunuz.
Sonuç: Kanıtın söylediği kadarını söylemek
Kapadokya ve ikonoklazm ilişkisi, dönemler ve kaynaklar ayrıldığında daha anlaşılır olur. İmge tartışması Tanrı, temsil ve ibadet hakkında ciddi sorular taşır. Kapadokya’daki eserler de bu soruları tarihî mekânlarla buluşturur. Ancak kalan her resim bir gizli direniş belgesi, her geometrik desen bir yasak izi ve bütün bölge dokunulmamış bir vaha değildir.
Daha sorumlu bir anlatı, Kutsal Kitap metnini, tarihsel teolojik görüşü ve mimari veriyi kendi bağlamlarında okur. Protestan yaklaşımı korurken diğer geleneklerin ne savunduğunu doğru söyler. Böylece sanat mirasını öğrenme ve koruma imkânı açılır. İman hakkında konuşmanın gücü, etkileyici fakat belgesiz hikâyelerden çok gerçeğe bağlı, açık ve saygılı açıklamada bulunur.
Kaynakça
- Freeman E. Iconoclasm. The Metropolitan Museum of Art [İnternet]. 23 Nisan 2012 [erişim 6 Ekim 2026]. https://www.metmuseum.org/exhibitions/listings/2012/byzantium-and-islam/blog/topical-essays/posts/iconoclasm
- Kutsal Kitap. Yeni Çeviri. Mısır’dan Çıkış 20:1–6; Yuhanna 1:1–18 [İnternet]. [erişim 6 Ekim 2026]. https://www.bible.com/tr/bible/170/EXO.20.TCL02 ; https://www.bible.com/tr/bible/170/JHN.1.TCL02
- John of Damascus. Exposition of the Orthodox Faith. IV.16: Concerning Images. Schaff P, Wace H, editörler. Nicene and Post-Nicene Fathers. Series 2, vol. 9. Christian Classics Ethereal Library [İnternet]. [erişim 6 Ekim 2026]. https://www.ccel.org/ccel/schaff/npnf209.iii.iv.iv.xvi.html
- Second Council of Nicaea. The Definition of the Holy, Great, and Ecumenical Seventh Synod. 787. Percival HR, editör. Nicene and Post-Nicene Fathers. Series 2, vol. 14. Fordham University Internet History Sourcebooks Project [İnternet]. [erişim 6 Ekim 2026]. https://sourcebooks.web.fordham.edu/basis/nicea2.asp
- UNESCO World Heritage Centre. Göreme National Park and the Rock Sites of Cappadocia [İnternet]. [erişim 6 Ekim 2026]. https://whc.unesco.org/en/list/357/
- Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı. Azize Barbara Kilisesi. Kültür Portalı, Kültür Envanteri [İnternet]. 2014 [erişim 6 Ekim 2026]. https://kulturportali.gov.tr/turkiye/nevsehir/kulturenvanteri/azze-barbara-klses




