En Zor Buyruk – Luka 6:27–36 Vaaz Notu
Düşmanı sevmek, bize zarar veren davranışı doğru saymak değildir. Luka 6:27–36’da İsa, öğrencilerini karşılık beklemeden iyilik yapmaya, hakaret karşısında aynı kötülüğü üretmemeye ve Baba’nın merhametini örnek almaya çağırır. Bu çağrı güçlüdür; ancak şiddeti kabullenme, tehlikede kalma veya suçun hesabını sormaktan vazgeçme buyruğu olarak kullanılmamalıdır. Pasajı bağlamında incelemek, hem sevginin kapsamını hem uygulamanın sorumluluğunu anlamamıza yardım eder.
Bu sözleri okumak bazen zor gelir. Özellikle haksızlığa uğramış bir okuyucu, “Yaptıklarının hiçbir önemi kalmayacak mı?” diye sorabilir. Başka biri ise iyi davranmakla kendini savunmanın birlikte mümkün olup olmadığını düşünür. Böyle soruları susturmadan metne yaklaşabiliriz. İsa’nın öğretisini açıklamak, kişilerin yaşadığı zararı küçümsemek veya hepsine aynı ilişki kararını vermek anlamına gelmez.
Öğreti hangi bağlamda yer alıyor?
Luka altıncı bölümde İsa’nın elçileri seçmesini ve öğrencilerine seslenmesini anlatır. Önceki ayetler ihtiyaçtan, dışlanmadan ve İnsanoğlu’na bağlılık nedeniyle insanların gösterdiği düşmanlıktan söz eder. Ardından düşman sevgisi açıklanır. [1] Dolayısıyla buyruk, yalnızca insanlar birbirine nazik davrandığında uygulanacak bir ilişki kuralı değildir. Karşılık bulmanın zor olduğu durumlarda öğrenciliğin nasıl görüneceğini de düşündürür.
Bununla birlikte her anlaşmazlığı inanç nedeniyle zulüm diye adlandırmayalım. Örneğin bir kişi, yaptığımız yanlış nedeniyle bizi eleştiriyor olabilir. Eleştirinin nedenini anlamadan kendimizi otomatik olarak doğru tarafta görürsek metni kendimizi savunmak için kullanma riski doğar. Pasajı okurken başkalarının davranışını değerlendirdiğimiz kadar kendi sözlerimizi ve sorumluluğumuzu da değerlendirmeliyiz. Düşman sevgisi böyle bir dürüstlüğü engellemez.
Ayrıca önceki ayetleri bütün yaşam koşullarını iki basit insan tipine ayıran bir liste gibi kullanmamalıyız. İhtiyaç yaşayan kişinin bütün kararlarını bilmediğimiz gibi, varlıklı kişinin de bütün niyetlerini bilmeyiz. Luka’nın uyarılarını ciddiye almalıyız; fakat bunlarla somut kişiler hakkında yüzeysel teşhis üretmeyelim. Vaaz, hükmü kolaylaştırmak yerine bağlamı dikkatle açıklamalıdır.
Düşmanı sevmek nasıl bir sevgi?
Duygudan önce davranışı düşünmek
İsa’nın verdiği örneklerde iyilik yapmak, iyilik dilemek ve dua etmek öne çıkar. [1] Böylece sevginin yalnızca sıcak bir duyguya indirgenemeyeceğini görürüz. Bir kişiye karşı yakınlık hissetmediğimiz hâlde onun insan onurunu gözetebiliriz. Söylediği yanlış bir sözü düzeltirken hakaret etmeyebiliriz. Hakkındaki bir iddiayı paylaşmadan önce doğruluğunu araştırabiliriz. Bunlar uygulama örnekleridir; tek bir zorunlu davranış listesi değildir.
Duyguların hemen değişmesini beklediğimizde gerçekçi olmayan bir pastoral hedef koyma riski doğar. Zarar gören kişinin önce olanları anlamak ve destek bulmak için zamana ihtiyaç duyması mümkündür. Ona “Artık hiçbir öfke duymamalısın” demek, konunun bütününü tek duyguyla ölçmek olur. Bunun yerine bugün neyi yapabileceğini ve hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu birlikte düşünmek mümkündür. Dolayısıyla sevgi üzerinde çalışırken zamana ve dikkate yer açalım.
Örneğin bir iş arkadaşınız sizi haksız yere suçladıysa, olayı sakin ve doğru bilgilerle açıklamayı deneyebilirsiniz. Ayrıca kendisinin düzelmesini dilemek ile iddiasını kabul etmek arasında ayrım yapabilirsiniz. Bu örnek, her işyeri anlaşmazlığında aynı yöntemin yeterli olacağını söylemez. Durumun ağırlığına ve mevcut kurallara göre uygun desteği veya resmî süreci değerlendirmeliyiz. Pastoral öğüt bu ayrıntıların yerine geçmez.
İnsan ile yanlış davranışı ayırmak
Bir davranışın yanlış olduğunu söylemek, o kişinin hiçbir değer taşımadığını söylemek değildir. Merhamet, insanı yaptığı tek davranışa indirgemeden sorumluluğu konuşmayı mümkün kılar. Ancak bu ayrımın diğer yönünü de korumalıyız: Kişinin değerini kabul etmek, onun zararını önemsizleştirmez. Zararı yaşayan kişinin onuru ve ihtiyacı da aynı dikkatle ele alınmalıdır.
Bu nedenle bir toplulukta düşman sevgisini öğretirken yalnızca zarar veren kişinin duygularına odaklanmayalım. Zarar gören kişiyi dinlemek, güvenlik ihtiyacını önemsemek ve uygun hesap verebilirliği aramak gerekir. İki tarafın aynı odada hemen barışmasını tek başarı ölçüsü yapmak uygun değildir. Bazı durumlarda doğrudan görüşmenin güvenli ya da yerinde olmadığını dikkate almalıyız. Uygulamayı olayın koşullarını anlayarak belirlemeliyiz.
Hakaret karşısında dua ve sözler
İsa, hakaret edenler için dua etmeyi ve lanetleyenlere iyilik dilemeyi öğretir. [1] Burada İsa, kötülüğü başka bir kötülükle çoğaltmayan bir yönelişe çağırır. Dua, öfkeyi yokmuş gibi göstermek zorunda değildir. Bu nedenle Tanrı’ya dürüstçe konuşarak adalet ve korunma istemekten çekinmeyelim. Ayrıca karşı tarafın yaptığını fark etmesini ve değişmesini de dileyebiliriz.
Ancak dua ettiğinizi göstermek için o kişiyle iletişim kurmanız şart değildir. Özellikle güvenlik sorunu varsa özel bir mesaj, telefon veya görüşme tehlikeyi artırma riski taşır. Pasaj doğrudan temasın her durumda gerekli olduğunu söylemez. Dua ile ilişki kararını birbirine karıştırmamak gerekir. Bir kişinin iyiliğini dilemek, onun size aynı erişimi sürdürmesini kabul etmek anlamına gelmez.
Sözler açısından da küçük fakat somut kararlar alabiliriz. Bir tartışmada kişinin bütün geçmişini küçümseyen ifadeler yerine belirli davranışı açıklayın. Doğrulanmamış bir bilgiyi yaymayın. Bir hata yaptıysanız kendi payınızı açıkça kabul edin. Bununla birlikte bu öneriler, ağır tehdit veya şiddet durumunda konuşmayla sorunu tek başınıza çözme görevi yüklemez. Güvenlik desteği gerektiğinde onu öncelemek gerekir.
Diğer yanağı çevirmek: Misilleme ve güvenlik
Bu sözü zarar gören kişiye karşı kullanma tehlikesi vardır. “İsa bunu söyledi, öyleyse aynı kişi seni tekrar incitebilir” şeklindeki bir açıklama, güvenliği ve bütün bağlamı ihmal eder. Pasajın misillemeye karşı çağrısını ciddiye almalıyız. Ancak onu sürekli şiddete açık kalma zorunluluğuna dönüştürmek ayrı bir iddiadır. Vaazda bu fark açıkça belirtilmelidir.
Ayrıca tokadı yalnızca belirli bir tarihsel jest olarak kesin biçimde açıklamak için kaynak gerekir. Burada böyle bir ayrıntıya dayanarak bütün fiziksel zarar olasılıklarını dışlamıyoruz. Metnin güçlü örneğini, kötülüğü aynı biçimde geri üretmeme çağrısı içinde okuyoruz. Belirsiz bir kültür açıklamasıyla okuyucunun gerçek sorusunu geçiştirmek yerine güvenlik ve merhamet konusunu birlikte konuşabiliriz.
Şiddet durumunda yardım istemek
Dünya Sağlık Örgütü, yakın partner şiddetini fiziksel zararın yanında psikolojik zarar ve kontrol davranışlarıyla da ele alır; sağlık, adalet ve sosyal destek hizmetleri arasındaki işbirliğinin önemini belirtir. [2] Dolayısıyla böyle bir durum yalnızca “daha çok sabretmek” öğüdüyle karşılanmamalıdır. Kişinin ihtiyacına uygun yetkin destek gerekir; pastoral görüşme bu hizmetlerin yerini tutmaz.
Yakın ve acil tehlikede Türkiye’de 112’yi arayabilirsiniz. Resmi Acil Çağrı Merkezi, polis ve jandarma yardımı dahil acil hizmetleri bu numarayla ilişkilendirir. [3] Güvenliğe ulaşmak ve gerekli yardımı istemek, düşman sevgisi öğretisini reddetmek değildir. Bu yazı bireysel risk değerlendirmesi yapmaz; somut durumunuzu ilgili profesyoneller ve yetkili kurumlarla ele almalısınız.
Pastörün hizmeti kişiyi dinlemeyi, onunla dua etmeyi ve destek aramasına eşlik etmeyi içerir. Bununla birlikte tıbbi, psikolojik veya hukuki hizmeti üstlenmiş gibi davranmamalıdır. Ayrıca kişiyi görüşmeye zorlamak, hikâyesini izinsiz paylaşmak veya yardım istemesini utanç konusu yapmak uygun değildir. Pastoral yakınlığın yararı, sınırlarını bilmesi ve ihtiyaç duyulan diğer desteğe alan açmasıyla birlikte düşünülmelidir.
Vermek ve karşılık beklememek
İsa’nın giysi, mal ve ödünç verme örnekleri, iyiliği yalnızca kazanç beklentisiyle hesaplamamamızı düşündürür. [1] Bir insana yardım ederken her kararımızı “Sonra bundan ne elde edeceğim?” sorusuna bağlarsak ilişkiyi kişisel kazanç hesabına indirgeme riski doğar. Ancak bu öğretiyi, başkalarının bütün taleplerini sorgulamadan yerine getirme kuralına indirgemek de doğru bir uygulama olmaz. Yardımın neye hizmet ettiğini düşünmek gerekir.
Örneğin bir ihtiyaca doğrudan katkıda bulunmak ile kişinin zarar veren davranışını finanse etmek aynı şey değildir. Bazı koşullarda para vermek yerine kişinin uygun bir hizmete ulaşmasını kolaylaştırmak daha yerindedir. Bu değerlendirme, ihtiyaç yaşayan kişiyi peşinen suçlamak için kullanılmamalıdır. Bu nedenle somut bilgiyi anlamaya çalışın, saygılı biçimde sorun ve kendi imkânınızı açıkça belirtin.
Ayrıca bağış ile ödünç arasındaki beklentiyi baştan açık konuşmak gerekir. Bu, merhameti ticari bir pazarlığa çevirmek için değil, sonradan yanlış anlaşılmayı azaltmak içindir. Yapamayacağınız bir yardımı vaat ederseniz hem kendinizi hem diğer kişiyi güç durumda bırakma riski doğar. Cömertlik üzerine düşünürken dürüstlüğü ve başka sorumluluklarınızı da hesaba katabilirsiniz. Pasaj, aldatıcı vaatlerde bulunmaya çağırmaz.
Yardımı üstünlük gösterisine çevirmemek
Bir kişiye yardım ettikten sonra onun hayatı üzerinde sürekli söz hakkı kazandığınızı varsaymayın. Yardımın karşılığı olarak özel bilgi, dinî bir açıklama veya herkesin önünde teşekkür istemek karşılıksız iyiliği bir baskı aracına dönüştürme riski taşır. İnsanların tercihlerini ve mahremiyetini gözetmek gerekir. İyilik, yardım alan kişiyi minnet borcuyla kontrol etmenin yolu olmamalıdır.
Bu durum kilise hizmetleri için de geçerlidir. Bir ihtiyaç karşılanırken alınan fotoğrafı paylaşmak için izin gerekir. Verilen destek kişinin öyküsünü herkese anlatma hakkı sağlamaz. Bazen en uygun hizmet sessizce gerçekleşir. Bunlar pasajın ilkelerinden hareket eden uygulama örnekleridir. Kutsal Kitap’ın her güncel ayrıntı için aynı kelimelerle bir yönerge verdiğini iddia etmiyoruz.
Altın kural neden önemlidir?
Luka 6:31’deki ilke, başkalarına nasıl davranacağımızı yalnızca onların önceki davranışına bağlamamamız için yol gösterir. [1] “O böyle yaptı, ben de aynısını yaparım” düşüncesi yerine, kendimize nasıl davranılmasını isteyeceğimizi düşünebiliriz. Bu yaklaşım, yalnızca zarar vermemekle yetinmeden uygun iyiliği aramayı da teşvik eder. Kişinin ihtiyacını anlamak için bazen soru sormak gerekir.
Yine de kendi tercihimizin herkes için aynı olacağını varsaymayalım. Örneğin siz kalabalık önünde destek görmek isterken başka biri mahremiyeti tercih etmiş olabilir. Altın kuralı uygulamak, kendi zevkinizi ona dayatmak değildir. Onun durumunu dinlemek ve onurunu gözetmek önem taşır. Saygı bekliyorsak, başkasının farklı tercihlerini de ciddiye almalıyız.
Ryle, bu ilkeyi komşuya yönelik davranışın değerlendirilmesinde önemli bir ölçü olarak ele alır. [4] Onun yorumundan burada aldığımız nokta davranış ölçüsüdür. Bir tarihsel yorumcunun bütün insan grupları hakkındaki genellemelerini aynen tekrar etmek zorunda değiliz. Öğretinin kendisini açıklarken, başka inançlardan insanların iyilik yapabileceğini inkâr eden bir dil kullanmaya ihtiyaç yoktur.
Yalnız bizi sevenleri sevmek yeterli mi?
İsa, yalnızca bizi sevenlere sevgi göstermekle yetinmeyi sorgular. Ancak bu, aileye veya arkadaşlara yapılan iyiliğin değersiz olduğu anlamına gelmez. Pasajın vurgusu sevginin kapsamını genişletmektir. Yakınlarımızı önemserken bize bir kazanç sağlamayan kişilere karşı da merhamet arayalım. Bu iki sorumluluğu birbirine karşı kullanmamız gerekmez.
Benzer biçimde öğretinin amacı başka insanlardan üstün olduğumuzu ilan etmek değildir. Kendimizi onların üstüne koyup “Biz severiz, onlar sevemez” dediğimizde, kendi davranışımızı inceleme fırsatını kaybedebiliriz. İsa’nın sözleri önce öğrencilerinin karşılık beklentisini ve merhametini sorgular. Bu nedenle pasajı başkalarının eksiklerini sıralamak için değil, kendi yönelişimizi değerlendirmek için de okuyalım.
Bir yardım talebi geldiğinde bu soruları somut olay üzerinden değerlendirelim. Sadece tanıdığınız kişilere mi zaman ayırıyorsunuz? Kendi topluluğunuzdan olmayan biriyle konuşurken aynı saygıyı gösteriyor musunuz? Bununla birlikte herkesin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılamanız mümkün değildir. Amaç sınırsız kapasite iddiası değil, kararlarınızın yalnızca kişisel kazançla belirlenip belirlenmediğini dürüstçe düşünmektir.
Baba’nın merhameti ve Tanrı’nın çocukları
Pasajın son kısmı, Baba’nın nankör ve kötü kişilere karşı iyiliğiyle öğrencilerin merhameti arasında bağlantı kurar. [1] Burada davranışın dayanağı yalnızca kişinin karşılığı değildir. Tanrı’nın karakterini düşünmek, sevginin neden yakın çevreyle sınırlanmaması gerektiğini anlamamıza yardımcı olur. Ancak merhameti, kötülük hakkında hiçbir değerlendirme yapılamazmış gibi açıklamayalım.
Calvin, düşman sevgisinin insanın kendi çabasıyla Tanrı’nın çocuğu olma statüsünü satın alması şeklinde anlaşılmaması gerektiğini belirtir. [5] Protestan yaklaşımımızda iyi işleri kurtuluşun ücreti saymayız. Mesih’e güven ve Tanrı’nın lütfu merkezde kalır. Merhametli davranış ise bu güvenin yaşamda taşıdığı sorumlulukla ilişkilidir. Böylece buyruğu başarı puanı toplayan bir sisteme çevirmeyiz.
Ödül dili de insanları bir hesap ilişkisine hapsetmek için kullanılmamalıdır. Pasaj, “Şu kadar iyilik yaptım, şimdi hayatımda şu sonuç zorunlu” şeklinde bir garanti vermez. Karşılık almayan kişi de doğru davranmanın imkânlarını değerlendirme hakkını korur. Bununla birlikte verdiği zararı sürdürmesine izin vermek zorunda değildir. Dolayısıyla umut ile sorumluluğu birbirini dışlamadan birlikte konuşalım.
Eleştiri yapan herkes düşman mı?
Bir kişinin size katılmaması, onu düşman olarak adlandırmanız için yeterli değildir. Öğretiniz hakkında soru soran, bir kararınızı eleştiren veya yaptığı yanlışın düzeltilmesini isteyen kişi düşmanlık göstermiyor olabilir. Bu ayrım özellikle kilise içinde önemlidir. Her soruyu sadakatsizlik sayarsak, öğrenmek ve hesap verebilirlik için gereken konuşmayı engelleyebiliriz. Eleştirinin doğruluğunu anlamak için önce ne söylendiğini dikkatle dinlemek gerekir.
Örneğin biri bir vaazdaki kaynak hatasını gösterdiğinde, konu onun size duyduğu sevgiyi ölçmek değildir. İddia doğru mu, bağlantı ilgili bilgiyi destekliyor mu, düzeltme gerekiyor mu? Bu sorular üzerinde durabilirsiniz. Hata varsa onu kabul ederek öğretimin güvenilirliğini güçlendiririz. İyi niyetli bir düzeltmeye düşmanlık dersek kendi sorumluluğumuzu karşı tarafa yükleme riski doğar.
Dolayısıyla bu pasajı okumadan önce kullandığımız etiketleri de gözden geçirelim. Gerçek zarar konusunda açık konuşabiliriz; ancak sıradan görüş ayrılıklarını ağır suçlamalara dönüştürmeyelim. Merhamet, olayları doğru adlandırma çabasıyla birlikte yürür.
Bu hafta hangi adımı seçebilirsiniz?
Önce üzerinde düşünmek istediğiniz tek bir ilişki veya olayı seçin. Yaşanan davranışı, kendi tepkinizi ve mevcut güvenlik ihtiyacını ayrı ayrı yazabilirsiniz. Böylece genel bir “Sevemiyorum” cümlesinin altında hangi sorunun bulunduğunu daha iyi görürsünüz. Bu çalışma profesyonel değerlendirme değildir; kişisel düşünmenize yardımcı olan bir yöntemdir. Ağır bir durum varsa yetkin destek aramayı ertelemeyin.
Ardından mümkün ve güvenli bir iyilik belirleyin. Örneğin bir söylentiyi paylaşmayın; kendi yanlışınız varsa özür dileyin veya kişinin düzelmesi için dua edin. Her durumda doğrudan temas gerekmez. Seçtiğiniz adımın başka bir kişiye baskı yaratıp yaratmadığını da düşünün. Birinin affetmesini zorlamaya çalışıyorsanız önce kendi sorumluluğunuza dönün; daha doğru bir başlangıç buradadır.
Son olarak belirlediğiniz adımı değerlendirin. Ne öğrendiniz? Hangi konuda hâlâ yardıma ihtiyaç var? Aynı davranışı sürdürmek güvenli mi? Böylece tek bir duygusal kararı bütün ilişkinin çözümü saymak yerine durumu farklı yönlerden değerlendirirsiniz. Bir grupla çalışıyorsanız özel isimleri ve hikâyeleri paylaşmak için izin alın. Öğretim ortamı, kişileri mahrem bilgilerini açıklamaya zorlamamalıdır.
Sık sorulan bir soru: Bağışlamak güveni hemen geri verir mi?
Güven ve bağışlama hakkında konuşurken aynı sözcükle farklı konuları çözmeye çalışmamak gerekir. İntikamdan vazgeçmeyi düşünmek, ilişkinin bütün sınırlarını kaldırmak anlamına gelmez. Güvenilirlik, davranışların zaman içinde değerlendirilmesini gerektirir. Kişinin verdiği zararı kabul etmesi, uygun düzeltmeyi yapması ve başka insanların güvenliğini gözetmesi önem taşır. Bu ayrıntıları atlayıp yalnızca bir özre bütün sonuçları bağlamayalım.
Benzer biçimde karşı tarafın değişip değişmediğini tek başınıza belirlemek zorunda değilsiniz. Özellikle ağır zarar durumlarında ilgili profesyonellerden ve yetkili kurumlardan destek aramayı önemseyin. Pastör herkese hemen aynı ilişki kararını vermek yerine kişiyi dinlemeli ve uygun desteğe yönlendirmelidir. Merhametli olmak, bilgi sınırımızı ve hizmetimizin sınırını dürüstçe kabul etmeyi de içerir.
Sonuç: Merhameti sorumlulukla yaşamak
Luka 6:27–36, düşman sevgisini karşılık beklemeyen iyilik ve Baba’nın merhametiyle ilişkilendirir. Bu öğreti insanları aşağılamak, kötülüğü onaylamak veya şiddete açık bırakmak için kullanılmamalıdır. Mesih’e güvenerek kendi sözlerimizi ve davranışlarımızı değerlendirebiliriz. Gerektiğinde sınır koyarak yardım isteyelim ve hesap verebilirliği destekleyelim. Sevginin kapsamını genişletmek, sorumluluğun kapsamını daraltmak değildir.
Bu hafta bir konuda kötülüğü yeniden üretmeyen, güvenli ve dürüst bir adım seçin. Ardından Luka 6’yı bütünüyle okuyarak bu adımı değerlendirin. Komşu sevgisinin başka bir bağlamını incelemek için En Büyük Buyruk yazısına da bakabilirsiniz. Sorularınızı açık tutun; öğrenmeyi tek bir hazır cümleye indirgemeyin.
Kaynakça
- Kutsal Kitap. Yeni Çeviri (TCL02). Luka 6:12–36. Kutsal Kitap Uygulaması [İnternet]. https://www.bible.com/tr/bible/170/LUK.6.TCL02
- World Health Organization. Violence against women [İnternet]. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/violence-against-women
- T.C. İçişleri Bakanlığı. 112 Acil Çağrı Merkezi: Tek Numara 112 [İnternet]. https://www.112.gov.tr/
- Ryle JC. Expository Thoughts on Luke. Luka 6:27–38 açıklaması. Grace Gems [İnternet]. https://www.gracegems.org/Ryle/l06.htm
- Calvin J. Commentary on a Harmony of the Evangelists, Matthew, Mark, and Luke. Cilt 1. Matta 5:43–48; Luka 6:27–36 açıklaması. Christian Classics Ethereal Library [İnternet]. https://ccel.org/ccel/calvin/calcom31.ix.li.html




